Benim Hayal Defterim

YENİ YIL DİLEĞİM

   Son günlerde çok ihmal ettim hayal defterimi. Sakın hayallerimden vazgeçtim sanmayın! Tam tersi hiç bu kadar düşmemiştim peşine 🙂 Aslında uzun yıllar hayalini kurduğumuz tarçın , portakal, vanilya kokulu dükkanımızı açmaya karar verdiğimizden  beri gündüzlerim koşturmayla nefessiz, geceler eksiklerin yanlışların hesabıyla uykusuz geçiyor. Az kaldı, çok az. Yeni yılda yeni umutlarım var 🙂  

tumblr

Dileklerim için bir mum yaktım. 🙂

  Yola beraber çıktıklarım,  yolda beni bekleyenler…. Mutlu, umutlu, neşeli, sağlıklı, bol kazançlı bir yıl olsun 2014!

Fotoğraflar: Tumblr

Yılbaşı

Bu yıl ağacımızı çocuklar süslediler. Farklı bir tema ya da farklı bir renk uygulayamadık. Yıllardır süren bir sürü yeni yıl geleneğini yerine getiremedik bu sene. Defne doğduğundan beri her yıl yaptığım yeni yıl kurabiyelerini bu sene yapamadık. Ağacımızı süslerken fonda jingle bells çalmadık. Sıcak çikolatalarımız yoktu 🙁 Yılbaşı akşamı tamamlayacağız yarım kalan mutlulukları 🙂

21

22

23

25

26

27

29

24

Fotoğraflar: Pinterest

balkabağımmmm

   Lisa McDonald, hayat hikayesi müthiş bir romana konu olacak kocaman yürekli bir kadın. Patoloji uzmanı babanın kanser tedavisi gören doktor oğlu 🙁 tedavi gördüğü hastanede tanıştığı hemşireye aşık olur ve evlenirler. Kendi çocuklarına sahip olamazlar ama Dünya’nın beş farklı ülkesinden beş çocuk evlat edinirler. Biz onları tanıdığımızda sadece iki çocukları vardı. Neredeyse her karşılaşmamızda yeni bir çocuk haberi aldık. En son biraraya geldiğimizde, Çin’den küçük bir kız bekliyorlardı. Sonraki yıllarda, Cliff’in kanser yüzünden hayatını kaybeden ablasının Down Sendromlu çocuğunu evlat edindiklerini duyduk. cliff  Onlar, bizim hayatımızda unutulmaz anıları, yerleri olan insanlardan.  Durham ve Duke Universitesi, Cliff ve Lisa, Bülent abla ve İlhan ağabey, Züleyha abla… Evliliğimin ilk ayları….  Onlardan yardımlaşma ve dostluk üzerine çok şey öğrendik.  Hepsini sevgiyle, minnetle andım. ♥ Lisa’dan bardaktan boşanırcasına yağan bir yağmurda, çocukları sokağa çıkarmanın onlar için ne eğlenceli olduğunu öğrendim. Üstelik çocukların yağmurda erimediklerini kendi gözlerimle görmemde başka bir kazanç oldu 🙂 Bir de bu harika keki öğrendim. DSC_6951 Lisa’nın, defterimdeki 17 yıllık balkabaklı kek tarifi…

Malzemeler:

  • 1,5 kap un
  • 1 tatlı kaşığı kabartma tozu
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • 1 tutam tuz
  • 1 + 1/4  kap balkabağı püresi
  • 1 + 1/4  kap şeker
  • 3/4 kap sıvı yağ
  • 3 yumurta
  • 1/2 kap ceviz

   Hemen hemen bir pakete yakın balkabağını, yarım çay bardağı suyla kısık ateşte iyice yumuşayıncaya kadar pişirdim. Süzgeçte soğuyana kadar beklettim. Soğuduktan sonra tel süzgeçten geçirdim. Kuru malzemenin tamamını eledim. Derin bir çırpma kabında, yumurta ve şekeri 2-3 dakika çırptım. Yağı ve kabağı ilave edip en düşük devirde karışana kadar çırptım. Kuru malzemeyi ekleyip, homojen bir karışım olana kadar karıştırdım. En son cevizi ekledim, karıştırdım. Yağladığım, yaklaşık 40 x 25 cm’lik dikdörtgen kalıba boşalttım ve önceden ısıttığım 170 °C’lik fırında 25-30 dakika pişirdim.    Üzerine ölçüsüz klasik krem peynir kremamı yaptım. Krem peynir, peynirin yaklaşık 1/3’ü kadar oda sıcaklığında tereyağı, pudra şekeri ve vanilya. DSC_6955

copenhagen

kop1

   Çocuklar olmadan hiçbir yere gidemeyen ben, arkama bile bakmadan bindim uçağa. Sadece iki geceliğine Kopenhag. İlk kez hiç çalışmadan çıktım yola.  “Topu topu iki gün, nasılsa otel lobisinde bir gezilecek yerler haritası vardır .” dedik ve çıktık yola. kop

   37.000 mile iki bilet, üstelik business class. Booking.com’dan otel rezarvasyonu… İstanbul-Kopenhag 3 saat. Kopenhag havaalanınıdan trene bindik, 2-3 durak sonra şehir merkezindeydik. 15 dakika yürüdük otele. kop3

   Sadece birer  el bagajı ile yola çıkmanın rahatlığı hiç bir şeyde yok.  Rahat birer spor ayakkabı, birer yedek kazak… kop4

   Bu pastanenin önünde insanlar kuyrukta bekliyorlardı. Ertesi sabah erkenden girdik içeri.  Pasta ve  kahveyle sabah keyfi yaptık. Avrupa’nın  motorlu taşıtlara kapalı en uzun alışveriş caddesi “Stroget” 3,2 km. Yılın en keyifli zamanında gezdik bu caddeyi. Her yerde Christmas süslemeleri, şarkıları… kop6

   Kilometrelerce yol yürüdük. Kraliçenin sarayını, Round Tower’ı, Christianborg’u, kıyıda bir kayanın üzerinde oturan küçük deniz kızını, Tivoli Bahçelerini, Nyhavn’ı, Rosenborg kalesini … Bu arada nasılsa yakarız diye, ne bulduysak yedik. Sokak satıcılarının sattığı tarçınlı, kıtır şekerli bademler nefisti! kop8

   Tivoli Bahçesi, ışıl ışıldı. Tarçınlı kokular her yeri sarmıştı. Glögg yani sıcak şarap inanılmaz derecede lezzetliydi. Her  köşe başına bir köz mangalı koymuşlar, insanlar başına toplanıp hem ısınıyorlar hem de sıcak şaraplarını içiyorlar keyifle. kop9

   Acaba bu hangisi?   Rodolph, Dasher, Prancer, Vixen, Comet, Cupid, Donner, Blitzen… Noel babanın kızağını çeken geyiklerden birisi. 🙂

kop10  

   Yeni iş telaşı ve stresi, çocukların okulu, ödevler, evde sürekli bir yardımcıya ihtiyaç duymama rağmen buna asla razı olmayan kalbimle mücadele, eşimim haftada iki gün ama bana daha uzun gelen yokluğu derken o kadar bunalmıştım ki… kop11

   Bir öğle yemeğinde karar verdik ve hemen Türk Hava Yolları ofisinde aldık soluğu. ” Nereye bilet varsa” dedik. Kopenhag harika  bir 2 gün kaçamağı oldu.

kop13

   Bol bol yürüdük, bol bol fotoğraf çektik. Kopenhag pek çok Avrupa şehrine göre pahalı. Giyim kuşam konusunda iştah açıcı bir ülke değil; ama  tam  bir dizayn cenneti.  kop14

   Waffle ve churos satan dükkanlardan yayılan tarçınlı çikolata kokusu bütün sokaklara yayılmış. Öyle çok spesifik bir fast food zincirleri yok; ama İllum gibi çok katlı mağazaların alt katlarında gurme marketler ve self servis restoranlar var. kop7

   Ahmet, ümidini hiç yitirmeden iki gün boyunca İskandinavlara özgü Nordic kar kazaklarından aradı. BenimKopenhag’da en sevindiğim şey pek çok yerde İngilizlerin meşhur oyuncakçısı Hamleys’in olmasıydı. Vay beeeee! Hamleys Londra’da 1780’de kurulmuş.

kop16

   Şaşırdım çünkü  neredeyse evsiz görünüşlü adamlar bile harika ingilizce konuşuyorlardı. Düşündüm neden bizde böyle değil? Eğitim sistemimizin eksiklerinden biri de bu galiba. Bu arada İskandinav ülkeleri, dünyanın en iyi eğitim sistemine sahip olmakla tanınıyor. Örneğin Avrupa’nın en az ders saatine sahip ülkesi Finlandiya, ters orantıda en çok başarı sağlanan ülkesi.

    kope

   Aralık ayında bir Avrupa ülkesine gitmenin bambaşka bir keyfi var. Her yer ışıl ışıl… Bana çok iyi geldi bu kısa, ışıl ışıl tatil. 🙂

Sitede yayınlanan fotoğraf, metin ve tariflerin tüm hakkı elvanbasustaoglu.com'a aittir. İzin almaksızın kopyalanamaz ve kullanılamaz.